Unutulmaz Vizontele Replikleri

Her birimiz için 96 kere izleyip de 97. kez aynı keyifle izleyebileceği, aslında o kadar komik olmasa da her sahnesine katıla katıla gülebileceği, ismi söylendiğinde bile anında yüzünde bir gülümseme oluşturan bir film olduğuna eminim… Benim için bu film Vizontele. Belki onu ilk izlediğim dönemde içinde bulunduğum ruh hali, belki filmin yürek gıcırdatan hikayesi, belki de şu an kılı kırk yarsan asla bir araya getiremeyeceğin efsanevi oyuncu kadrosu… Vizontele’ye beni bu denli çeken şey nedir bilmem ama, eğer aranızda benim gibi Deli Emin’in, Fikri’nin ve Reis Bey’in özlemini çekenler varsa, belki de favori replikleri anımsayıp onları bir yad etmek iyi gelebilir. Karşınızda unutulmaz Vizontele replikleri!

*

-Merhaba Engin’ciğim. Senin radyonu getirdim.
-Çalışıyor mu şimdi bu?
-Çalışıyor ki getirdik kardeşim.
-Ne ters cevap veriyorsun be?!
E ters soru soruyorsun

*

-Bu şerefsiz tükkanda mıdır? (Deli Emin)

-Ne geliyormuş?
Vizontele.
-Nedir o?
-Ben Ankara’da görmüştüm galiba.
-E nasıl bir şey, ne işe yarıyor?
-Valla hiç hatırlamıyorum. O kadar sarhoştum ki zaten yanımdaki karıya bakmaktan izleyemedim.

*

-Sezgin, saçın dökülmüş.
-Ne dökülmesi! Benim alnım geniş

*

-Çok da böyle ışıklı, parlak da bir girişi var. Çok da güzel bir yer ha, pahalı bir yer. (Fikri)

*

-Ne istiyorsun lan psikolojik deli?
-Paramı istiyorum.
-Ne parası lan?
-Geçen yıl radyonu tamir etmedim mi? Sen de şimdi git sonra gel demedin mi? Devamlı gidiyorum geliyorum vermiyorsun yau.. Çocuk oyuncağı mı bu? (Fikri & Deli Emin)

-Nedir bu?
-İçinde yaramın kabuğu var…
-Yaranın kabuğu mu?!
-Düşündüm ki fotoğraf vermekten iyidir. Fotoğrafa bakar bakar, alışırsın. Ama yara öyle değildir. Etimden bir parçadır. Ne zaman görsen acırsın.
İnsan hiç sevdiğine yarasını verir mi? (Rıfat & Asiye)

*

-Seninle görüşeceğiz Fikri Bey! Ya bu kolumun şurası çok acıyor… (Deli Emin)

-Yau Fikri ben sana ne diyeyim bilmiyorum ki… Yau kardeşim bir gram iş yapmış değilsin, hala gelmiş para istiyorsun. Evet Fikri, müteahhitler ara sıra istikhak alırlar, ama bazen de iş yaparlar. Sen iş sevmiyorsun, sen para seviyorsun.
-Sayın başkanım bu acı lafların beni rencide ediyor.
-Merak etme Fikri, sen rencide olmazsın. Sadece sen değil, benim tanıdığım hiçbir öküz lafla rencide olmaz. Beş senede bir boru döşenmez mi?
-Ya istikhakı zamanında alamıyoruz ki?!
-Bırak şimdi… Paraları karıya kıza yediriyorsun, bilmiyorum muyum ben?
-Ne karısı Reis bey… Bir kuruş para yedirdiysem adam değilim.
-Merak etme Fikri, senin adam olmadığını herkes biliyor.

Bi’ cigara ver Sezgin.
-Yoktur valla…
-Ver lan bi cigara!
-Dur bakayım belki iç cebimde…
-…
-Vallahi ben paketi attım zannediyordum. Demek ki içinde çok az kalınca atayım diye düşünmüşüm, fakat atmamışım. E üstünde de zaman geçince aklımda atmışım diye kalmış, halbusi atmamışım. Hakkaten atmış olsam aklımda bu kadar kalmazdı. Hayret vallahi…
-Evet…

*

-Bir emrin var mı baba?
-Var ama sana verip zayi etmek istemiyorum. (Reis Bey & damadı)

-Yukarı Ayrancı?
-Ne?
-Ankara’yı diyorum, avucumun için gibi biliyorum. Yukarı Ayrancı’dan mısınız?
-Hayır.
Aşağı Ayrancı?
-Hayır kardeşim!
-Ortada hani bir tane park var Ankara’da, oradan mı?
-Hayır kardeşim, hayır!
Fikri benim adım… (Fikri & TRT çalışanı kadın)

*

-Babam, “Parayı al, biletleri ver, sonra da geri gel” dedi. Bundan böyle öyle damda bedava film seyretmek yok dedi.
-Veli?!
-Ne yapayım teyze, babamın emridir.
-Defol git ulan buradan. Para mara yok, hadi!
-O zaman ben gideyim babama diyeyim ki, böyle böyle dediler. Evet, öyle diyeyim.

*

-Ne konuştun lan karıyla?
Kim? Karı benle konuştu…

*

-Ceviz getireyim, yersin?

*

-Ankara’da hep bunlarla işte Fikri abin… Geçen sefer gene gittik pavyona. İçeri girdim, sahibi geldi; “Vay Fikri Bey hoşgeldin…” falan, dedim nereden tanıyor? Meğersem künyeyi görmüş…

-Bu böyle gitmez kardeşim. Bundan böyle takla atmayana yem de yok. (Deli Emin & Kuşları)

*

-Baba! Akü yok!
-Şarzı mı bitmiş ulan? Tabii, farları açık bırakırsan olur öyle…
Baba akü komple yok, çalmışlar! Kaputu açmışlar bir de aküyü çalmışlar… Hayır kaputu açtınız, bari aküyü çalmayın. Aküyü çalmamış olsalar hani…

*

Şerefsizim aklıma gelmişti…

*

-Benim orada bir manita var. Feri Cansel’e benzediği için ben ona Feri diyorum. Asıl ismi Gülşen. Arkadaşları da Münevver diyor. Yalnız kaldığımızda da ben kuzu diyorum…

*

-Vurguncular! Vurguncular! Bu akşam Lale Sineması’nda!

*

-Giderken bana mektup bırakmıştı, İzmir’e gelirsen ara diye. Ben de beş sene sonra gittim.
-Ee, bulabildin mi?
-Buldum, hatta çay bile içtik. Ben, o, bir de kocası. O ara golü yemişiz, haberimiz yok anlayacağın. (Rakıcı tayfa)

*

-Eminim galiba kesin herhalde…

-Deli emin tükkana geldi dedi ki, Fikri abi dedi, bana bir elbise versin dedi, hani kensine borcumuz varya radyodan dolayı, ona mahsuben.
Ona mahsuben…
-Evet abi.
-Sen de bunu yedin…
-Evet abi. Çay söyleyeyim mi abi?
-Yok, sen geç içeri ben söylerim çayları. Geç sen geç canım…
-…
Lan a***a k*****m…

*

-Hoş geldin Sıtkı.
Sana öyle geliyor…

*

-Sen nasılsınız inşallah? (Asiye)

-Bir şey duydum, doğru mu acaba?
-Sen duyduğuna göre yalandır.

*

-Sezgin! Yeni bir şampuan çıkmış diyorlar.
-Nasılmış, Reis bey?
-Kıçına sürüyormuşsun, oradakileri döküp kafanda çıkarıyormuş. Kıvırcık mıvırcık idare edeceksin artık!
-İlahi, Reis Bey…

*

-Bu saksıya çarpmamak için başka bir eve gitmek lazım. (Evin sarhoş damadı)

*

-Bu nedir?
-Vizontele.
-Ne işe yarar?
-Dünyayı evimize getirecek.
Sebep? (Siti Ana & Reis Bey)

-Şimdi radyoda Zeki Müren şarkı söylemiyor mu?
-Söylüyor…
-İşte onu söylerken hem dinleyip, hem göreceksiniz aynı anda.
Peki Zeki Müren de bizi görecek mi?

“Unutulmaz Vizontele Replikleri” üzerine 1 yorum.

Bir cevap yazın